Bütün kadınların kafası karışıktır nnz Köşe

Bütün kadınların kafası karışıktır, çünkü karıştırılmıştır…


“Peçete koleksiyonu yaptığımızdan beri kadınız!” Yazarın burada bahsettiği peçete koleksiyonu sandığınız gibi renkli, çiçekli, böcekli peçeteler değil tabii ki onlar, ağlarken bize yoldaş olan peçeteler… İlla ki her kadının böyle bir koleksiyonu vardır neticede. Böyle diyordu yazar Ebru (Deniz Çakır). Anlatamamıştı kendisini eşine, elleri hep ceplerinde kalmıştı. Anlatamamıştı kendisini eşine ve eşi alıp başını gitmişti. Hep böyle olmaz mıydı zaten? Karşısındakini dinleyip anlamak yerine, insanlar çekip gitmez miydi? Anlamak da hoşumuza gitmezdi aslında çünkü anladığımız şeyleri değiştiremiyorduk. Ebru tam da böyle bir yol ayrımında 6. kattaki evinin camında buldu kendisini. Kafası karışmıştı, kaldı ki bütün kadınların kafaları her zaman karışık değil miydi?

Bütün Kadınların Kafası Karışıktır2Öyle söylüyordu Ece Temelkuran 1996 yılında çıkardığı “Bütün Kadınların Kafası Karışıktır” isimli ilk kitabında. Hatta bu yetmiyor sonrasında Seray Şahiner tarafından uyarlanıp, Selen Uçer’in de günümüzde geçen bir olay örgüsü eklemesi ile oyunlaştırılıyordu. -du diyorum çünkü oyun yaklaşık 2 sezondur sahnede ve ben “Ha bugün, ha yarın izlerim” diyerek kendi kendimi erteleyip durdum. Geçtiğimiz akşam Trump Kültür ve Gösteri Merkezi’nde izledikten sonra da kendilerine bu şekilde bir teşekkür etme ihtiyacı duydum.

Sağır sultan bile duymuştur eminim ama ben yine de kısa bir bilgilendirme yapacak olursam; oyunun yönetmen koltuğunda Selen Uçer oturuyor. Bir bunalım komedisi olan “Bütün Kadınların Kafası Karışıktır” oyununa sahnede can veren isimler ise Füsun Demirel, Deniz Çakır, Zeynep Kankonde, İpek Türktan Kaynak ve Kadir Çermik. Oyunu bizlerle buluşturan da kulağımızın duymaya, gözümüzün görmeye çok aşina olduğu Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu.

Yazımın başında da belirttiğim gibi kocasından yeni ayrılmış ve son kitabı yeni yayınlanmış yazar Ebru (Deniz Çakır), geçirdiği buhran sonucu kendisini evinin camında intiharın eşiğinde bulmuştu. Tabii ki şu anda dünyadaki acıların en büyüğünü o çekiyordu. Tabii ki diğer insanların çektikleri onunkinin yanında cılız kalırdı. Ne geldiyse başımıza hep bu bencilliklerimiz yüzünden gelmemiş miydi? “Senin derdin dert miydi benim derdimin yanında?” derken Aysel (Zeynep Kankonde) belirdi yan camda elinde temizlik beziyle. Yan tarafta olan biteni anlayınca elinden geldiğince mani olmaya çalıştı. Derken diğer yan binadaki komşu Perran (Füsun Demirel) çıkıyordu cama seslere daha fazla dayanamayarak. Bu kadar güzel “Tatlım” der miydi bir insan? “Tatlım, ne yapıyorsun?” diye soruyordu Ebru’ya. Vazgeçirme girişimleri devam ederken Aysel’in çalıştığı evin sahibi ünlü şarkıcı Meltem Kaya (İpek Türktan Kaynak) ’nın da gelmesiyle şenlik başlıyordu. Karışık mıydı kafalar? Siz asıl karışıklığı şimdi görün!

Bütün Kadınların Kafası Karışıktır1

Biz seyirciler bir anda binanın olduğu sokakta intihar girişimini seyre dalan insanlar oluveriyorduk. Bu kadar kolay mıydı her şeyi bırakıp gitmeye karar vermek? Ya da zor olan kalmak mıydı? Belki de insan, yaşamayı becerebilenlerin karşısında donup kalıyordu. Aslında merak ediyordu Ebru, insanlar nasıl oluyordu da yaşamaya ara vermek istemiyorlardı.

Bütün Kadınların Kafası Karışıktır3Doğrusunu söylemek gerekirse isimlerden ötürü oyuna beklentim oldukça yüksek gittim. Minik bir tavsiye isterseniz kendinize bir iyilik yapın ve “Kesinlikle gidin!” derim. Oyuna çok yeni dahil olmasına rağmen Füsun Demirel’in çabucak adapte oluşu, profesyonelliği, ustalığı. Girdiği her rolde olduğu gibi bu rolde de hem yaşayıp hem yaşatıyor. Deniz Çakır’ı ilk kez izliyorum tiyatro sahnesinde. O sahnenin herkesin işi olmadığına inanırım ama kendisi ekranda olduğu gibi burada da oldukça başarılı. Üzgün, kırgın, şaşkın, sinirli… Her duygunun üstesinden gelişi ise görülesi. Zeynep Kankonde’den başka bir isimden daha iyi bir Aysel performansı izleyebilir miydik bilmiyorum. Bu kadar mı cuk oturmuş olur. Sen sakın ağlama be kadın. Bir buçuk saatlik oyun içinde üç saniyelik hüzünlenmen bile bizi yerle bir etti. İpek Türktan Kaynak’ın o feleğin çemberinden geçmiş, yer yer çok naif yer yer ise pek çirkef rolündeki doğallığı tartışılamaz bir gerçek. Kadir Çermik ise oyundaki tek erkek oyuncu olarak hiç de sırıtmamış 4 kadının arasında. Neresinden bakarsan bak tipik bir Türk erkeği. Tüm roller hepsinin üstüne giydikleri birer giysi gibi. Kadro olarak birbirlerini çok iyi tamamlamışlar. Genel anlamda özeti nedir diye sorsalar “Oyunculuk tam olarak bu” derim. Hepsini ayrı ayrı tebrik ediyorum.

Sadece gülmek değil tabii oyunun amacı aynı zamanda kanayan kadın yaralarına parmak basmak. Verilmiş ince mesajlar da var. Tümüyle dolu olan salonun en azından yarısının bunu anlayabildiğini ümit ediyorum. Çünkü kadın olmak dünyanın her coğrafyasında zor. Kadın doğmak bile bu kafa karışıkları için yeterli.

“Bütün kadınların kafası karışıktır, çünkü karıştırılmıştır. Önce ana-baba, sonra erkekler, daha sonra diğer kadınlar, en temelde sistem karıştırmıştır.”

Küçük bir dip not: Oyun; 21 Şubat akşamı Ankara ODTÜ KKM ve 28 Şubat akşamı Bakırköy Leyla Gencer OSM sahnesinde olacak.


Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir