Pelin Yılmaz Röportaj

Pelin Yılmaz: “Hevesim ünlü olmak değil, orkestra şarkıcısı olmaktı”


20 yıldır müzik sektöründe bulunan bir sanatçı Pelin Yılmaz. Harika sesi ile ilk dinleyişte kulaklara yer eden, konuşma şansınız olursa ne kadar sıcak, samimi olduğunu anlayıp unutamayacağınız ve enerjisini hissedebildiğiniz bir kadın.. Her an şarkı söylemeye başlayacakmış gibi bir havası var 🙂

Bizim tanışıklığımız 13 yıl önceye dayanıyor, belki de daha fazla… O zamandan bu zamana değişmeyen tek şey; çabası, mesleğine olan sevgisi ve tabi ki güzelliği… Baktığımda gördüğüm şey ‘azmin zaferi’.. Yıllardır çalışmalarının, sağlam duruşunun, tavrının karşılığını alıyor olduğunu görmek büyük mutluluk. “Daha güzel çalışmalarını göreceğimiz günler yakında” diyerek Pelin Yılmaz’ı daha yakından tanımaya başlıyoruz.

Pelin Yılmaz kimdir? Yaşam tarzı… Önce biraz tanıyalım. Neler yapar? Nasıl yaşar? Kimlerle takılır? Hep iş güç mü hayatı :))

Stüdyo veya sahne işlerim olmadığı sürece evde olmayı tercih ediyorum. Evcimenim yani. Asosyal değilim ama sosyal olmayı tercih ettiğim kişileri ve ortamları biraz seçiyorum sanırım. Film tutkunuyum. Sinefilim yani 🙂 Hobiden de öte vakit ayırırım. Çok stresli olduğum zamanlarda film izleyerek kafa dağıtıyorum. Çok kitap okurum. Şu sıralar “Game of Thrones” serisini okuyorum. Ama ağırlıklı olarak tarih, siyaset ve araştırma üzerine kitaplar okuyorum. 20’li yaşlarıma gelmeden dünya klasiklerinin birçoğunu okumuştum zaten. Müzik hep var. Dinlemesem de söylüyorum 🙂 Bazı dönemler müzik dinlemeyi bıraktığım oluyor ama film izlemek ve kitap okumak asla terk etmediğim iki şeydir. Kış aylarında da örgü örerim 🙂 Terapi gibi. Bir şeyler de yazarım arada. Kendi blogumda. Daha çok film eleştirileri diyelim.

Sanat hayatına geçişin nasıl şekillendi?

Çok küçük yaşta başladım. Çocukluğuma dair hatırladığım en eski anılarımda, elime aldığım her şeyi mikrofon olarak kullanma çabam var mesela. Beni anlatan, küçüklüğümü bilen insanların da anlattıkları şey; bir yükseltinin üzerine çıkıp, kablosu olan herhangi bir şeyi mikrofon yapıp, sanki sahneden söylüyormuş gibi (seyirciye) şarkı söylemem. Merakım kendimi bildim bileli vardı yani. Şöyle bir örnek vereyim; İlkokul 1’e giderken ‘’Mihrabım diyerek sana yüz vurdum’’ şarkısını söylerdim. Okul hayatım boyunca korolarda ve müsamerelerde solist olarak görev aldım. Öğretmenlerim de hep şarkı söyletirlerdi bana derslerde. Sahneye çıkmaya ise 15 yaşımda başladım. Henüz 16 yaşımdayken Bahçelievler Belediyesi’nin kadrolu konser sanatçısı olmuştum. Çeşitli organizasyonlarda sahneye çıkıp binlerce kişiye şarkı söylerdim. Bu böyle devam etti işte.

“Hevesim ünlü olmak değil,

orkestra şarkıcısı olmaktı”

Sanat dünyasından geçenlerin yolu zor mu hep? Neye sahip olmak gerekiyor tutunmak, tutulmak için?

Ben 90’ların ortasında başladım sahneye çıkmaya. O dönemde ‘kaset yapmak’ gibi bir durum vardı. Kaset yapmak ise, şimdiki döneme kıyasla çok daha kolay bir girişimdi. Birileri gelip sizi çıktığınız yerde dinler, sesinizi beğenir, kartını verirdi. Bütün masraflarını da kendileri karşılamak üzere prodüktörler size 12 şarkılık bir albüm yapardı. Buradaki tek kriter sesinizin -ışığınızın- iyi olmasıydı. Zaten gereken her şeyi; doğru şarkıyı, hangi müzisyenle çalışılacağı gibi konuları prodüktörler belirliyordu. Bu prodüktörler de sistemi iyi bilen ve koklayan adamlardı. O zamanlar çok iyi yapım firmaları vardı ve sanatçıya mali olarak da fazla yük düşmüyordu. Ben o yaşlarda sahneye çıkarken, birçok ‘kaset teklifi’ aldım 🙂 Günümüzde maalesef o şirketlerin hiç biri yok. Bazen “keşke o zaman kabul etseydim” diye düşünürüm. Geçmişe gittiğimde tek hayıflandığım şeydir. Rahmetli Hilmi Topaloğlu vasıtasıyla Prestij Müzik, Peker Müzik, Raks Müzik… Bu şirketlerin hepsi bir vesile ile sesimi duyup, filmlerde olduğu gibi kartlarını uzatıp, kendileriyle iletişime geçmemi istemişlerdir. Ben albüm yapmaya 5 sene önce karar verdim diyebilirim. Sahne kadını olarak kendimi yetkin bir noktaya getirdiğimi hissettiğimde yani. Bir de o dönem birlikte çalıştığım sevgili İskender Paydaş’ın tavsiyeleriyle 🙂 Ünlü olmayı istemek başka bir şey, şarkılarını binlerce kişiyle aynı anda söylemeyi ‘tek hedef’ olarak hayal etmek çok başka bir şey. İkisi de birleşebilir ama apayrı da olabilir. Ünlü olma hevesim hiç olmadı. O yüzden gelen bazı hazır projeleri de geri çevirdiğim oldu maalesef. 17-18 yaşımda aldığım albüm teklifleriyle meşhur olup sahneye çıksaydım insanlarla iletişim kuramazdım. Onlara nasıl hitap edeceğimi bilemezdim. Yapı olarak bir şeyleri çok tırmalayan, kapı aşındıran bir karakterde hiç olmadım. Kendimi sahnede yetiştirmek istediğim için, acemi bir şarkıcı gibi görünmek istemedim hiçbir zaman. 

Pelin Yılmaz.Şöyle de bir şey vardı tabi, o dönem gelen tekliflerin çoğu Türk Sanat Müziği türünde albüm yapmam üzerineydi. Ya da arabesk 🙂 Ama ben yaylılarla, şerlerle, frapan kostümlerle sahneye çıkmak istemiyordum. Öyle şarkı söylemeyi seviyordum ama batı alt yapılı bir ekiple sahne almak istiyordum. Çünkü yabancı müzik de dinliyorum kendimi bildim bileli. Hali hazırda 5 dilde şarkı söylüyorum ben. Müzik vizyonum çok geniş ve içi doludur. Etnik veya popüler fark etmez her coğrafyanın müziğini dinlerim. Kulağıma değen ve beni heyecanlandıran her müziği dinlerim.

Ve geldik 2000’lere 🙂 Kendimi istediğim noktaya çok şükür getirdim. Fakat 2000’lerin başından itibaren internet hızla yaygınlaşınca bahsettiğim o büyük pasta dilimleri küçülmeye başladı.  Albüm satışlarının diplere vurması ve internetten -yasal olmayan yollarla- şarkı indirme alışkanlıkları, saydığım o büyük firmaların zamanla tek tek yok olmasına sebep oldu. Prodüktörlerin artık sanatçıya para yatırmaması, sanatçıların artık kendi kendini finanse etme mecburiyetine yol açtı. Ben de böyle bir dönemde ilk albümümü kendim finanse ederek çıkartmak durumunda kaldım yani..

Kimsenin sevgilisi olmadan kendi albümümü kendim yaptım

Yapmak istemeyip yapmak zorunda kaldığın herhangi bir şey oldu mu sektörel anlamda? Söylemek isteyip söyleyemediğin bir şeyler? (mecbur kaldığın, karşı gelemediğin..)

Biraz amiyane bir tabir olacak belki ama direkt anlatım için söylenebilir; “bir şeye, birine eyvallahı olmamak”  deyimi hep benim dûsturum oldu. Çok değerli müzik adamlarıyla çalışıyorum, çok değerli sanatçı dostlarım, arkadaşlarım var. Ama hiç bir zaman, (biraz evvel bahsettiğim prodüktörler de dahil) hiçbir şeye eyvallahı olan bir kadın olmadım. İlk albümümü kendim finanse ederek çıkarttım. Albüm yapmaya karar verdiğim dönem piyasa şartları değiştiği için.. Maalesef bazı prodüktörler de bunu profesyonellikle ve ticaretle alakası olmayan beklentilerle ‘kadın şarkıcıları istismar etmek” olarak kullanmaya başladı. 2000’lerde gelen albüm tekliflerinde bir takım çirkin gerçeklerle karşılaştım ve bu benim yapıma çok tersti. O yüzden dedim ki; “kendi albümümü kendim yapıyım.” Yani “kimsenin sevgilisi olmadan bu işi bir şekilde kendim halledeyim’’ noktasına geldim. Bunu çok açık söyleyebilirim, kimseden hiçbir çekincem yok. Benim kendi analizlerimdir bunlar. Şahit olduğum şeylerdir. Gördüklerim, bildiklerimdir. Asla da isim vermem ama ilk albümümü niçin 5 yıl önce (yani neden bu kadar geç) ve niçin kendim finanse ettiğimin alt metnidir bu.

Uzun yıllardır Topkapı Orkestrası ile çalışıyorsun. Nasıl başladınız çalışmaya ?

Ben 1997’de profesyonel anlamda sahneye çıkmaya başladım. ‘Kapkara Bar’ o dönem Türkiye’de çok bilinen hatta ilk Türkçe canlı müzik yapılan mekanlardan biriydi. Şu an popüler olan birçok sanatçı Kapkara’da sahne almıştır. Ben de Kapkara’da 4 yıl solistlik yaptım. 

Topkapı Orkestrası ise çok bilinen, eski, köklü bir orkestradır. Davet ve organizasyonlarda ağırlıklı olarak hizmet verirler ve 30 küsur yıllık şanlı bir geçmişi vardır. Türkiye’nin en önemli müzik adamlarının yolu muhakkak bir şekilde bu orkestradan geçmiştir yani. 2000 senesinde bana bir iş teklifinde bulundular ve ben o davette sahne aldım. Hala da devam eden bir birlikteliğimiz var. Yıllar içinde birçok şehirde ve onlarca mekanda bar programı yaptım, albüm çıkardım, projelerde söyledim ama hali hazırda, tarihlerim elverdiği sürece çağırdıklarında hiçbir bütçe sormadan giderim. Bizim hukukumuz çok başkadır. Çünkü piyasanın çok kötü olduğu dönemler oldu, canlı müzik piyasasının sekteye uğradığı dönemler ama insanlar evlenmekten hiç vazgeçmedi! 🙂 Davet işinin ölme gibi bir durumu olmadığı için, Topkapı Orkestrası ile birbirimizi çok güzel tamamladık.

Pelin Yılmaz İskender Paydaş

“İskender Paydaş’ın vazgeçilmez stüdyo vokali oldum”

İskender Paydaş bu işte en iyi isimlerin başında. Ve bu değnek sana dokundu. ‘Ne kadar da şanslı bir solist’ diye hep içimden geçiriyorum esasen. Ama İskender Paydaş da yaş tahtaya basmayacak kadar tecrübeli olmalı 🙂 Birbirinizden memnun musunuz? Onunla nasıl başladı iş hayatınız?

Hahaha İskender’le tanışmamız şöyle oldu… 9 yıl önce bir gün telefon geldi. O dönem de çok kendi halimde takıldığım bir dönemdi. Telefonu açtım, “Selam, ben İskender Paydaş. Pelin’le mi görüşüyorum?” dedi. “Buyrun İskender Bey benim.” dedim. “Bir şarkının vokali vardı seni önerdiler. Gelir misin?” dedi. “Gelirim!” dedim 🙂 Vesile olan ise (beni ona öneren arkadaşım) sağ olsun Sinem Yalçınkaya. Beyaz Show orkestrasının da solistidir aynı zamanda Sinem. Bir vokal isteniyor ondan, o da “bunu anca Pelin yapar” diyor. Alaturka köşeli bir vokal. İskender de “tamam” diyor ve numaramı alıp beni arıyor. O günden itibaren İskender Paydaş’ın vazgeçilmez stüdyo vokali oldum diyebilirim.

Kimlere vokal yaptın?

Ben sahnede hiçbir sanatçıya vokal yapmadım. Bu bambaşka bir tercihtir ve bir dönüm noktası da olabilir. Çünkü şu an popüler olan kadın/erkek şarkıcılarımızın çoğu muhakkak bir sanatçının vokalidir geçmişinde. Sertab Erener, Emel Müftüoğu, Levent Yüksel, Sıla, Murat Boz vs gibi… Murat’la da Tarkan’a vokal yaptığı dönemden tanışıyoruz. Hatta o dönem Tarkan’a birlikte vokal yapmamızı çok istemişti Murat. Ne kadar takdir ettiğim hatta hayranı olduğum bir sanatçı da olsa, onun bir adım gerisinde olma fikri beni hiç cezbetmedi. Aslında bu egosal bir durum tabii ki biraz da. Hala vokal teklifi alıyorum. Bir kaç ay önce Süper Star’a vokal yapmam teklif edilmişti. Ama maalesef kabul edemedim. Birçok nedenden ötürü…

Yani sadece stüdyo vokali yapıyorsun?

Stüdyo vokali tanımın içi çok geniştir. Reklam jingle’ları, dizi müzikleri, film soundtrack’leri, albüm vokalleri… Bazen gidip sadece otantik, tuhaf tuhaf sesler çıkardığım da oluyor. İskender böyle durumlarda “Pelin buraya biraz aa uu yapsana” diyor 🙂 Ben anlıyorum ne demek istediğini tabi. Lale Devri dizisinin jenerik vokali böyle çıktı mesela! Tamamen o anki atmosfere uydurduğum bir melodidir o. Ama çok meşhur oldu işte. Çok akılda kalıcı oldu. YouTube’da bütün projelerimden daha çok görüntülenmiş.

Dizi jeneriği veya okuması yapılmasına ön ayak olan, yönlendiren teşvik eden birimi mi oluyor da, “hadi şu diziye bir şarkı yapalım” deniyor? (Bu sana kadar nasıl geliyor?)

Şimdi diziyi çekiyor yönetmen. “Bir sahnesi için şöyle veya şu şarkıyı istiyorum” diyor. Bu sıfır da olabilir, cover bir şarkı da olabilir. “Şöyle bir ses, şöyle bir tavırda söylesin” diyor. O dizinin müziğini yapanlar kimse “tamam bunu Pelin okur” deyip beni arıyorlar gibi… Zaten bu işi yapan sayılı isimler var, onlar da birbirlerini tanıyorlar ve paslaşıyorlar diyelim.

Yeni proje var mı?

Şu anda “Kırlangıç Fırtınası” adlı yeni bir dizinin ilk bölümünde iki türkü söyledim. Kına türküsü… 

Pelin YılmazZamansız Şarkılar albümünün ilk ayağında okuduğun Arap Saçı müthiş bir başarı. Hem İskender Paydaş’ın ilk albüm çalışması hem de tecrübeli birçok isimle birlikte yapılan kaliteli bir iş. Manevi tarafını hayal bile edemiyorum 🙂 Bu ilk resmi işin miydi? Daha önce bir albüm ve ya buna benzer dahil olduğun bir çalışma var mıydı?

Evet ilk resmi işim “Zamansız Şarkılar” dı. Tam ‘no name’ dim yani. Zamansız Şarkılar 2011’de çıktı. “Lale Devri” 2010’da yayına başladı. Bir kaç ay sonra “Kolpaçino 2” devam filmi çekildi. Müziklerini İskender Paydaş yapıyordu. Filmin yönetmeni Şafak Sezer, filmin bir sahnesi için Arapsaçı şarkısını kullanmak istemiş, İskender de benim okumamı istedi. Ben de stüdyoya girdim ve tek seferde okudum şakıyı. Bildiğim ve sevdiğim de bir şarkıydı. Başrol oyuncusunun söylediği bir sahnede, dublör gibi, onun yerine söylemem planlanmıştı. Fakat Şafak bu yorumu çok beğenmiş. Sonrasında o sahne yerine jeneriğe almaya karar verdiler.

Bunlar olurken İskender bir yandan da “Zamansız Şarkılar” projesini hazırlıyordu. Bir gün yine telefonum çaldı. Arayan yine İskender Paydaş 🙂 “Arapsaçı’nı okur musun albümde?” dedi. “Tabii ki!” dedim. “Tekrar okumana gerek yok, ben o gün aldığımız kayıtla albüme gireceğim.” dedi. Yani “Arapsaçı”nı stüdyoda sadece bir defa okumuş oldum. Albümde çok fazla tanınmış, popüler isimler vardı. Benim de “Zamansız Şarkılar” albümüne girmem bu şekilde oldu. Çok ses getiren bir albüm oldu. Fiziki olarak da sattı. Basında adımın duyulduğu, hakkımda yazılar yazılan ilk proje oldu bu albüm. İşte o noktadan sonra insanlar bana “albüm yapsana” demeye başladılar. Dönüşlere baktığımda, birçok müzik eleştirmeni hakkımda güzel şeyler yazdı. Radyolarda çalındı ve ben projenin televizyon yüzünde de performans solisti oldum.

“İlk albümüm 3 yıl turşu gibi bekledi, çıktığında zaten yıllanmıştı

‘Baba Şarkılar’ albümünde de “Bir Kadeh Daha Ver” i okudun. O albümde olmak da inanılmaz bir başarı…

“Bir Kadeh Daha Ver” klibi olmadan ve projenin hiç tanıtımı yapılmadan kendi kendine inanılmaz yayıldı. Halk bazında dönüşleri diğer projelerden daha çok oldu, olmakta… Projenin yapımcısından teklif aldığımda seve seve kabul ettim. Çünkü Müslüm Gürses’i çok severim. 50’ye yakın yine çok popüler isim vardı. Şarkıyı kendim seçtim. Bu şarkının güzel tarafı şu oldu; 50’ye yakın eser vardı o albümde. Benim okuduğum şarkı projenin en çok dinlenen ilk 5 şarkısı arasına girdi. Müslüm Gürses hayranlarından ufak bir kitlem bile var 🙂

Devamında kendi albümün olan “Bende Ne Varsa” Arpej Yapım tarafından piyasaya çıktı. Nasıl dönüşler aldın?

İlk albümüm çok olaylıdır benim. Çünkü albüm yapmak maddi manevi çok yüklü bir şey. Çalışmaları 2011’de başladı, teknik aşamaları çok uzun sürdü. Her şeyi bittikten sonra bir şirketle anlaştık. Anlaştığım firma da yine çok popüler isimleri bünyesinde barındıran yeni bir firmaydı. Maalesef albümün çıkacağı dönem, patronu tutukladılar! Bayağı aldılar, götürdüler, hapse girdi adam. Ben de internette gördüm tutuklanma haberini. Her şey durdu, şirket de tabii. Bir sürü sanatçının albümü kaldı. O sene kimse o firmadan albüm çıkaramadı, ben de dahil… Derken bir kaç ay sonra Arpej Yapım’dan Umut Kuzey bana ulaştı. “Pelin sen albüm hazırlıyordun ne oldu?” Dedim “böyle böyle oldu” 🙂 “Gel bizden çıkaralım, elimizden ne geliyorsa da yapalım.” Dedi ve ilk albümüm “Bende Ne Varsa” 2014’de Arpej Yapım etiketiyle çıktı… Albüm zaten neredeyse 3 yıl turşu gibi bekledi 🙂 Çıktığında zaten yıllanmıştı…

“2011 model bir ürünü
2014’de vitrine çıkarttık”

Pelin Yılmaz 4Sonrası peki 🙂 Nasıl dönüşleri oldu?

O dönem Soma faciası oldu! Albümü çok fazla tanıtamadık. Tanıtma alanımız kalmadı. Ülke büyük bir yas döneminden geçiyordu. Maalesef böyle şanssız bir süreç yaşadık. Bir de 2011 model bir ürünü 2014’de vitrine çıkarmıştık. Müzik teknolojisi çok hızlı gelişen bir şey. Aranje tarzları, söz ve beste stil’leri değişiyor. Biraz da sound’u eskimişti aslında. Albüm öncesi projelerde okuduğum şarkılar kadar ses getirmedi. Sadece ismimi perçinlemek açısından faydası oldu. Ben seviyorum o albümü. Çalıştığım arkadaşlarım çok değerliydi. Okan Atakay, Elcil Gürel Güçlü… Çok güzel şarkılar var, güzel dönüşler de aldık. Bazı radyolar hala çalıyor. Albümden iki şarkıya klip çektik; “Kime Ne” ve “Kayboluyorum”. 

Ve son single’ın “Bana Deli Diyorlar” Mart ayında dinleyici ile buluştu. Neden tek şarkı? Neden albüm çalışması değil?

Albümden sonraki ilk single’ım bu şarkı. Albüm yapmak istemedim çünkü çok sancılı bir süreç ve masraflı. Çok şarkı var, hepsini değerlendirmek, bir çoğuna klip çekmek gerekiyor. Şu dönemde çok az şarkıcı albüm çıkarıyor. Benim yapmak istediğim tek şarkı çıkarmaktı. O şarkıyı aradım, buldum. Söz ve müziği Eflatun’a ait. Aranjesini İskender Paydaş yaptı. İçime sinen bir iş oldu. Zannediyorum bir süre tek şarkı olarak gideceğim. Belki farklı türde albümler bile yapabilirim. Sürpriz olsun 🙂 


Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir