Tag Archives nnzröportaj


Aydın Kurtoğlu: “Tek gerçek doğru şarkı”


Bütün parçaları popüler olmuş, donanımlı bir müzik insanı Aydın Kurtoğlu. Aynı zamanda hepimizin geçmişine bir şekilde dokunmuş, duayen sanatçımız Cengiz Kurtoğlu’nun da oğlu. Ama bunu bir avantaj olarak görmüyor. Kendi başına var olabilme savaşında gayet başarılı. Şarkılarını dinlerken “Aaa ben bunu biliyorum. E bunu da biliyorum!’ gibi tepkiler verdiğim Continue Reading


Tarık Tufan: “Merhamet, modern sistemde bir zaaftır”


Her ne kadar son kitabı “Beni Onlara Verme”yi konuşsak da Tarık Tufan deyince “Şanzelize Düğün Salonu”nun etkisi vuruyor hala yüzüme… “Kekeme Çocuklar Korosu”, “Hayal Meyal”, “Kraliçenin Pireleri”, “Ve Sen Kuş Olup Gidersin”, “Bir Adam Girdi Şehre Koşarak” bunlar erişebildiğim zamanları… Kaçırdığım ne varsa koşup yakalamak istiyorum ismini her Continue Reading


Hayko Cepkin: “En büyük egom sahnem”


İstanbul’un taşı toprağı altın değil artık. Zaten anladık ki insanın altından önce huzura ihtiyacı var. Bunu zamanında anlayıp kimsenin başına iş olmadan taşa toprağa doğaya dönen, kalabalığı/kargaşayı bırakıp huzura eren bir insan Hayko Cepkin. Son yıllarda hepimizin aklından geçeni hayata geçirebilme imkanı bulmuş “şanslı insan”. Bencil de değil Continue Reading


Şevket Çoruh: “Baba Sahne’de ezber bozacağız”


Sevgili Şevket Çoruh’un gelecek nesillere kıyağı olan Baba Sahne’deyiz. 1966 Model Mustang ve Thunderbird gibi klasik arabalarını ve bir çok mal varlığını tiyatro sahnesi için satmış bir adam düşünün. “Vay canına!” diyesi geliyor insanın salonun dışında daha. Ufak bir pasaj girişinden sonra sonuca varınca gerçekten “vaaay canına!”. İnanılmaz bir Continue Reading


Sevinç Erbulak: “Dionysos, dünyayı değiştiren oyuncuların tiyatrolarını korusun”


“Anlatırken tut elimi uykuya dalıp gitsem bile bırakıp gitme sakin beni” hepimizin kulağındaki en tatlı tını olmadı mı yıllarca? Ayrı hayatlar yaşayıp aynı hislerle büyüyen insanların tatlı kavuşmasıydı bizimkisi. Tesadüfen kesişen yollarda sarıldık birbirimize. Süper Baba’yı izlediğim yıllarda bir gün Zeynep’le (Sevinç Erbulak) röportaj yapacaksın deseler muhtemelen komik bulurdum. Ama Continue Reading


Armağan Ekici: “Çevirmen ruhunu saklayamaz”


James Joyce‘un Ulysses‘i, Raymond Queneau‘nun Biçem Alıştırmaları‘nı çevirme cesareti ve başarısı ile deyim yerindeyse “imkansızı başaran çevirmen” olarak isminden söz ettiren Armağan Ekici, yazarlık yolunda sağlam adımlarla ilerliyor. Everest Yayınları tarafından çıkan ”Lacivert Taşından Tabletler” isimli ilk deneme kitabı, her sene gerçekleşen Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü‘ne layık görüldü. NNZ Continue Reading


Mahir Ünsal Eriş: “Karanlık duvarlara bakarak yazdıklarım, ete kemiğe büründü”


Bazı müzisyenler için kadife sesli deriz ya hani huzur verir; sakin, hafif yumuşacık gelir kulağımıza… Mahir Ünsal Eriş’in de bana göre kadifemsi bir dili var. Okurken insana huzur veren, yormayan, geçmiş zamanda gülümseterek dolaştıran, anılarımızı güzel hatırlatan naif bir dil… Aşkı, dostluğu, bir şehri sevmeyi, unuttuğumuz birçok detayı Continue Reading


Tüketim çılgınlığına mizahi bir bakış: “Yetersiz Bakiye”


Günümüz dünyasında hangi konuda yetersiz olursanız olun (bu bir karakter eksikliği bile olabilir) önemi yok. En önemlisi tabii ki de “bakiyenin” yetersiz olmaması. Hayatın akışı çoğu zaman çoğu kişiler için karşısındaki satış temsilcisinin ağzından çıkacak “hanımefendi/beyefendi bakiyeniz yetersiz” sözüne odaklıdır. Her extre gelişinde bir daha bu hataya düşmeyeceğim Continue Reading